Yazma Serüvenim

Prof. Dr. Bekir Onur

KalemKitap

 

Bekir Onur,1975 yılından beri yazdığı deneme yazılarının ve makalelerinin bir kısmını bu kitapta topladı. “Toplum ve Kültür” bölümünde psikososyal denemelerini ve makalelerini, “Eğitim” bölümünde de eğitimle ilgili makalelerini ve İsveç izlenimlerini bir araya getirdi. Yalın bir dille kaleme alınmış bu yazıların hem yazınsal hem bilimsel bir zemin üzerinde geliştiği, bu nedenle zamana direndiği görülmektedir. Prof. Dr. Bekir Onur, Ankara Üniversitesi’nde gelişim psikolojisi, çocukluğun tarihi, çocukluğun tarihi, çocuk kültürü ve müze eğitimi alanlarında uzun yıllar çalıştıktan sonra şimdi emekliliğin tadını -oğlu Eren’le kuşları izleyerek ve yeni kitaplar yazarak- çıkarmaktadır.

 

 

İngiltere'de Müze Eğitimi Londra'dan İzlenimler

Prof. Dr. Bekir Onur, Ceren Karadeniz,  Zekiye Çıldır
KalemKitap

 

Müze geçmişteki ve günümüzdeki toplulukları kültür, güç ve statülerine göre tanımlayan ve sergileyen bir kültür kurumu olarak, hem ideolojik bakımdan aktif bir kurum, hem de artık yeni anlamlar taşıyan dışadönük bir kültür merkezi olarak kabul edilmektedir. İngiltere ise, müzebilim alanında özellikle çağdaş müzecilik uygulamalarıyla dikkat çeken bir ülkedir. Ceren Karadeniz ve Zekiye Çıldır Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müze Eğitimi Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimini tamamlamış ve halen aynı üniversitede Eğitim Bilimleri Enstitüsü’ne bağlı Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı’nda doktora çalışmasına devam etmekte olan araştırmacılardır.

 

 

Anılardaki Aşklar

Çocukluğun ve Gençliğin Psikoseksüel Tarihi

Prof. Dr. Bekir Onur
KalemKitap

 

Aşkın ve cinselliğin tarihsel gelişimi, güncel durumu her zaman merak edilmiş, birbiriyle ilişkilendirilmeye ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Tarihsel ile güncelin psikoloji bağlamında ele alınması ise çok daha yenidir. Prof. Dr. Bekir Onur, bir yandan gelişim psikolojisi, öbür yandan anı edebiyatı çerçevesinde çocukluğun ve gençliğin aşk ve cinsellik tablosunu çizmektedir. Bu tablonun içinde cinsel meraktan cinsel eyleme, bireysel yaşantıdan toplumsal-siyasal denetime kadar pek çok öğe yer almaktadır. Başka bir deyişle; bu kitapta platonik ya da romantik aşkın, karşıcinsel ve eşcinsel ilişkinin, mastürbasyonun, genelevin, masumluğun ve istismarın, cinsel toplumsallaşmanın ve toplumsal cinsiyetin, cinsler arasındaki engellerin, cinsel eğitimin tarihteki ve günümüzdeki gelişimini bulmak olanaklıdır. Bunların hepsinin canlı yaşantılara, anılara, yaşamöykülerine dayandırılmış olması kitabın en özgün yanını oluşturmaktadır.

 

Aladağlar Seyir Defteri: Bir Keşfin Öyküsü

Onur Çalışkan

KalemKitap

 

Bu kitap aslında dağlarla ilgilidir. Sadece dağların özellikleri, zorlukları ve barındırdıkları güzelliklerle değil, dağların neden dağ olduğuyla ve nasıl geliştikleriyle ilgilidir. Bu kitapta dağların dağlıkları mevzu bahistir. Birçok katmanı olan bir harita gibidir. Bir yanıyla dünyanın en güzel köşelerinden biri olan Aladağlar’a gerçekleştirilen arazi gezisini konu alan bir seyahatnamedir. Bir yanıyla Aladağlar’ın şekillenmesinde rol oynayan süreç ve mekanizmaların, coğrafi özelliklerin mercek altına alındığı bir buzulbilim manifestosudur. Her ikisini sarmalar bir şekilde hayal kırıklıklarıyla dolu bir macera romanıdır. Bilim insanı olmaya gayret eden genç akademisyenlerin, karşılaştıkları zorluklar ve belirsizlikler içinde yollarını bulmalarını konu edinmektedir. Bu kitap Aladağlar’da gezen, gördüklerini sorgulayan, anlamaya, anlamlandırmaya çalışan ve hayatlarını buna adayan insanlarla ilgilidir. Görmek, duymak, bilmek ve paylaşmak üzerine kurulu bir hikâyedir.

 

Türk Sözlü Anlatılarında Şekil Değiştirme

Dr. Yılmaz YEŞİL

KalemKitap

 

Evrende yaşayan canlılardan bazıları yaşamlarının farklı dönemlerinde, bulundukları ortamın şartlarına uyum göstermelerini sağlayacak bir takım fiziksel değişimler geçirirler. Kelebek, sinek, arı, kurbağa gibi canlılar bu değişim sürecini yaşayan canlılardan bazılarıdır. Bu süreç, bu canlıların hayatta kalmaları için bir zorunluluktur. Bu tür canlıların yaşamlarını devam ettirebilmek için yaşadığı bu değişim süreci insanoğlunun da ilgisini çekmiştir.  İnsanoğlu görmüş olduğu bu sürecin etkisinde kalmış, bu farklılaşma sürecini ortaya koyduğu sözlü ve edebi ürünlerde okuyucunun ya da dinleyicinin ilgisini çekebilmek için bir motif olarak kullanmıştır. Şekil değiştirme, biçim değiştirme, değişim, dönüşüm, başkalaşım, başka-laşma, metamorfoz ile ifade edilen bu değişim süreci halk hikâyelerinde ve destanlarında ise don değiştirme kavramı ile karşılanmıştır. Edebi ürünlerde sıklıkla karşılaştığımız bu motif, esasen Biyoloji biliminin ana konusudur. Folklor araştırmalarında sıkça rastlanılan bu motif, bu alanın araştırmacıları tarafından insanların, hayvanların, bitkilerin, cansız varlıkların öz niteliklerini yitirip birinden ötekine geçmesi; cansız varlığın canlanması, canlı varlığın cansız madde haline gelmesi; dönüşüm şeklinde tanımlanmaktadır. Batılı masallarda prensin kurbağaya, balkabağının faytona, kertenkelenin uşağa, sıradan insanların kurt adamlara dönüşmesine sıkça rastlanmaktadır. Türk masallarında; don değiştirme, geyik, kuş ya da herhangi bir hayvanın şekline, donuna girme oldukça sık rastladığımız motiflerdir. Bu kitapta Türk sözlü anlatılarında yer alan şekil değiştirme motifi ve onun geri planındaki nedenler irdelenerek araştırmacıların ilgisine sunulmuştur. Bununla birlikte bu alanda yapılan çalışmalar ve günümüzdeki araştırmalar üzerinden gidilerek Türk sözlü anlatılarında ortaya çıkan şekil değiştirmelerin kıyası yapılmıştır.

Kazakların Dariyğa Kız Dastanı

Dr. Seyfullah YILDIRIM

KalemKitap

 

Kazak folklorunda genel anlamda içeriği, sanatsal özellikleri, kahramanları ve olay örgüsüyle geleneksel destandan farklı olan ve aynı zamanda da halk arasında yaygın olan türlerden birisi bugün Türkiye Türkçesinde “halk hikâyesi” olarak adlandırılan dastanlardır. Dastanların Kazaklara doğu toplumlarından geldiği genel geçer bir doğru olarak kabul edilir. Köken olarak Farsaça bir sözlük olan dastan kavramı Kazaklar arasına Kazak yurdunun Deşt-i Kıpçak olarak adlandırıldığı zamanlarda başka edebi tür örnekleriyle birlikte Fars edebiyatından geçmiştir. Bu Kazak dastanlarının konu olarak sadece Fars edebiyatından etkilendiği anlamına gelmemelidir. Genel anlamda doğu toplumlarında yaygın olan konulardan bazılarının Kazak kültürüne geçmiş olduğu görülür. Bu kavram ve kültür geçişleri bir toplumun başka bir topluma etkisi olarak düşünülmemelidir. Çünkü kendisi de doğu toplumunun bir temsilcisi ve bir kısmıyla da aynı kökten olan Kazaklar, bütün doğu medeniyetinin ortak bir mirasçısı ve ortak medeniyetin bir paydaşıdır. Dastan kavram olarak Fars kültüründen geçmiş olmakla beraber Kazak geleneğinde bir takım değişikliklere uğramıştır. Fars kültüründe dastanlar çoğu durumlarda sadece mensur ya da manzum olarak anlatılmışlardır. Geleneksel olarak Kazaklar arasında genel anlamda manzum bir şekilde olmakla beraber dastanların içinde mensur kısımlar da bulunur ve dombıra eşliğinde icra edilir. XIX. Yüzyılın sonlarından XX. Yüzyılın ikinci yarısına kadarki zaman aralığında dastancılık geleneği değişime uğramış ve halk arasındaki bilgili ve okumuş kişiler dastanları dombıra olmaksızın belirli bir ezgiyle icra etmeye başlamışlardır.

 

Türk Halk İnançlarından Dilimize Geçen Deyimler Deyimlerin Öyküsü

Dr. Yılmaz YEŞİL

KalemKitap

 

Toplumların hayatında dilin önemi büyüktür. Dil sadece iletişim kurmalarını sağlamanın yanında toplumların kültürlerini inançlarını gelenek ve görenekleri de sahip olduğu kavram ve söz öbekleri ile barındırıp gelecek nesillere aktarmaktadır. Deyimler milletlerin hayatında özel durumlar için kullanılan özel yapılı söz öbekleri olarak kültür ve anlam aktarmanın yanında toplumların hayata bakış açılarını ve inançlarını da simgelemektedir. Türk halk inançları da dilde anlam bulurken deyimlerin oluşmasında da katkı sağlamıştır. Hatta zamanla deyimin oluşmasındaki esas olan inanç unutulsa da deyim taşıdığı anlamı bazen değiştirerek de olsa ifade etmektedir. Bu kitapta Türk Dünyası’nda hâkim olan halk inançları ve deyimler irdelenerek Türk topluluklarının inançlarda ne kadar ortak oldukları tespit edilerek tahmin edemediğimiz anlam ve ortaklıklar tespit edilmiştir. Zevkle okuyacağınız bu kitabın her sayfaları arasında hayatımızın pek çok yerine gizlenmiş inançları ve onların geri planındaki deyimleri bulacaksınız.

Kars’ın Somut Olmayan

Kültürel Mirasından Örnekler

Doç. Dr. Kürşat ÖNCÜL,  Dr. Yılmaz YEŞİL

KalemKitap

 

Kısa adı UNESCO olan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu’nun Paris’te 29 Eylül-17 Ekim 2003 tarihleri arasında toplanan 32.Genel Konferansı, 17 Ekim 2003 1972 tarihinde “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi”ni kabul etmiştir. Sözleşme, TBMM’nin 19.01.2006 tarihli oturumunda oy birliği ile kabul edilmiş, “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” (No: 5448) 21 Ocak 2006 tarih ve 26056 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve Türkiye’nin taraf olma süreci 27 Mart 2006 tarihinde tamamlanmıştır. Somut Olmayan Kültürel Miras Nedir? Sorusuna verilecek cevaplar ise Somut olmayan kültürel miras sanattır, bilgidir, folklordur, paylaşılan deneyimlerdir, kısacası ortak bellektir (M. Öcal Oğuz)  Somut olmayan kültürel miras âşıklıktır, halk hekimliğidir, mittir, efsanedir, destandır, masaldır, halk hikâyesidir, halk oyunudur, karagözdür, meddahtır, kutlamadır, düğündür, bayramdır, festivaldir, töredir, gelenek görenektir, halk mutfağıdır, dokumacılıktır, demirciliktir, bakırcılıktır, kalaycılıktır, yorgancılıktır, urgancılıktır, hattatlıktır, nakkaşlıktır, kısacası geleneksel olan her şeydir (M. Öcal Oğuz). Bu kitapta da Kars İlinin Somut Olmayan Kültürel Mirasından örnekler yer almaktadır. Bu örnekler geçmişten günümüze gelen ve gelecek nesillere aktarılacak olan mesleklerden yemeklere kadar geniş bir kültür yelpazesi sunmaktadır.

Kars Bilmeceleri

Derleme-İnceleme-Tasnif

Doç. Dr. Kürşat ÖNCÜL,  Dr. Yılmaz YEŞİL

KalemKitap

 

Bilmeceler eşya, insan, hayvan, bitki, doğa ve inanışla ilgili bilgilerin üstü kapalı olarak anlatılması ve onun ne olduğunun düşünülerek bulunmasını hedefleyen çoğu kalıplaşmış sözlerdir. Genelde "bilmece" olarak söylenmesine karşın Anadolu'da asal, elçim, masal, mat, metal, tapmaca, bulmaca, hikaye, söz, bilmeli, metal, tanımaca, fıcık, dele, gazelleme gibi adlarda verilmektedir. Türkiye dışındaki Türklerde ise başvatkıç, bilmece, jumbak, mat, sir, tabışka, tabışmak, tabuşturmak, tapkış, tapmaca, tapişmak, tepişmak, yomak gibi adlarla ifade edilmektedir. Divanü Lügati't Türk'te de bilmece kavramı ve ona yakın kavramları ifade eden tabuz, tabuzgu, neng, tabuz gok, tabzuğ, tabuzgu, tapzugug kelimeleri bulunmaktadır. Elinizdeki bu kitapta Serhat Şehri Kar İlinden derlenen bilmeceler ve onların tasnif ve tahlili yapılarak siz değerli okurlara sunulmuştur

Kars Manileri Derleme-İnceleme-Tasnif

Doç. Dr. Kürşat ÖNCÜL,  Dr. Yılmaz YEŞİL

KalemKitap

 

Mânî, başta aşk olmak üzere hemen her konuda yazılabilen bir halk edebiyatı nazım türüdür. Arapça kökenli bir kelimedir. Halk kültüründe goşa (koşa) olarak da bilinir. Goşa kelimesi Türkçede çiftlenmiş (ikili) demektir ve mânînin kafiye yapısından dolayı bu ad verilmiştir. Koşa kelimesi "beyit" manası da taşır. Anonim halk edebiyatında en küçük nazım biçimidir. Çoğunlukla 7 heceli dört mısralıklik bir bentten meydana gelir. Ama mısraları 4-5-8-10-14 heceli kalıplarla söylenmiş mânîler de vardır. Birinci, ikinci dördüncü mısralar birbirleriyle kafiyeli, üçüncü mısra serbesttir. Yani kafiye dizilişi aaxadır. aaaxa düzeninde mânîler de var. İlk iki mısra hazırlık dizeleridir. Son iki mısra ile anlam bağlantısı yoktur. Asıl anlatılmak istenen son iki dizede verilir. En çok kullanılanlar düz ya da tam mânî, kesik mânî, cinaslı mânî, yedekli mânî, artık mânîdir. Serhat Şehri Kars’tan derlenen Maniler ise tasnif ve tahlil edilerek bu kitap ile siz değerli okuyucuların hizmetine sunulmuştur.

Kemik ve Dal:

Eskişehir’de Kutsal Ziyaret Mekânları

Adem KOÇ

KalemKitap

 

Araştırmacı Adem Koç, çocukluğunda birlikte büyüdüğü Tek Ahlat, Çat Deresi’nde geniş ve içi oyuk dallarında oy-nadığı üç söğüt, Tek Ardıç ve Dede Mezarı’ndaki doğa ve insan arasındaki karşılıklı ilişkiyi özetleyen kozmogonik tasarıma dair sorular, yıllarca kafasında yer etmiştir. Belle-ğindeki bu izler ile Türk kültür ekolojisinde doğa ve insan ilişkisindeki örtüşmeler, kültler; ayrıca Eskişehir’de yürüt-tüğü üç yıllık saha araştırmalarında rastladığı benzer uygu-lamalar, bu kitabının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Neden her evliya yatırının başucunda bir ağaç bulunur? Atalara ait mezarların taşınması zorunlu olduğunda kemiklerin bir önemi var mı? Nasıl olur da din değişikliklerine, resmi din ve kurumların karşı durmasına rağmen deneyimleme ar-zusundaki insan, kutsal mekân tasarımını yenileme-ye/yinelemeye farklı coğrafyada benzer şekilde devam edebilir? Peter Brown’ın karşı durduğu sınıflamada kü-çümsenen ve “kaba” bulunan “popüler din”in her zaman galibiyeti mi söz konusu? Sözlü kültür, kutsal mekânların oluşumunda ve yaşatılmasında ne kadar etkili? Ziyaret mi kullanmak mı? Gündelik yaşamda seküler düşünebilen insanın kutsal mekânlarda dindar davranışı dinle mi ilgili yoksa onu mekâna bağlayan bir öz mü?

“Kemik ve Dal: Eskişehir’de Kutsal Ziyaret Mekânları” adlı bu kitap, “Karizmatik Veli Tipolojisi, Kutsal Mekân Tasarı-mı, Eskişehir’de Kutsal Ziyaret Mekânları” olmak üzere üç ana bölüm ve alt başlıklardan oluşan analitik çözümlemele-riyle birtakım sorulara cevap bulabileceğiniz bir çalışma.

Yeniden Şekillenen "Kamu"yu Yönetmek

Mustafa Cem TOKER

KalemKitap

 

Gerek dünyada küresel bazda ve gerekse de ülkemiz ölçeğinde yaşanan gelişmeler, kamu yönetiminde önemli değişim ve dönüşümleri beraberinde getirmiştir. Bu değişim ve gelişmeler çerçevesinde kamu yönetimi; bir yandan hem kapsam-içerik, hem de bakış açısı yönünde, diğer yandan da hem teorik hem de pratik boyutlarda evrilmiştir. Bu eserle “kamu”yu yeniden tanımlayan ve şekillendiren kamu yönetiminin ülkemize, konulara entegre ve bütüncül yaklaşım eksikliğine kapılmadan, sorumluluğu yatay ve dikey yayarak, merkezin taşra örgütlenmesi ve yerel yönetimleri de işin içine sokarak bu alanları nasıl yönetebileceğine giden yolda bir perspektif kazandırılmaya çalışılmıştır. “Kamunun yeniden tanımlanması/icadı-‘Reinventing Public’ girişimi” ve ona göre kamu yönetiminin şekillenmesi ve merkezden yerele, yerelden merkeze bütünleşik bir kamu yönetimi ağının önemli ama bu önemi yadsınan yerele ağırlık veren analizi olarak okunabilecek bu kitabın kamu yönetimi alanına katkı sağlaması dileklerimle…

Davranış

İlgili Kavramlar Açıklamalar

Prof. Dr. Hayrettin AKYILDIZ

KalemKitap

Öğrenme Sürecine İlişkin Kuramsal Açıklamalar

Prof. Dr. Hayrettin AKYILDIZ

KalemKitap

 

Kumandı Türkleri

Dil-Kültür

Doç. Dr. Figen GÜNER DİLEK

KalemKitap

Oyunlar ve Oyuncaklar

Oyunun ve Oyuncağın Kültürel Tarihi

Prof. Dr. Bekir ONUR

KalemKitap

 

Oyun ve oyuncak birçok bilim dalının ilgi alanına girer. Bunların başında antropoloji, sosyoloji, psikoloji, pedagoji, halkbilim gelir. Oyun ve oyuncak aynı zamanda kültür tarihinin de önemli bir öğesidir. Oyunu geçmişin ve bugünün koşullarında karşılaştırmalı olarak incelemek de güncel bir eğilimdir.

Prof. Dr. Bekir Onur'un bu çalışması oyunu ve oyuncağı sosyal ve kültürel bağlamda ve özellikle tarihsel açıdan incelemektedir.  Kitap, oyunu ve oyuncağı sanat tarihi, bilim tarihi, eğitim tarihi çerçevesinde de ele almaktadır. Bu ayrıntılı çalışma, oyuncağı müzeler bağlamında da ele alması ile müzeciliğe ve müze eğitimine de katkıda bulunmaktadır.

Davranış

İlgili Kavramlar Açıklamalar

Prof. Dr. Hayrettin AKYILDIZ

KalemKitap

Yabancılar İçin Türkçe Fiiller Sözlüğü

(fiillerin durum ekleriyle kullanımı)

Prof. Dr. Muammer NURLU

KalemKitap

 

İyi hazırlanmış sözlükler dil  öğretiminde önemli bir yer tutar. Çeşitli ülkelerde, yabancılara dil öğretmek amacıyla sözlükler hazırlanmıştır. Fransızca, Almanca,  İngilizce, Arapça, Rusça ve Farsça... gibi dillerde fiillerin aldıkları takılara/edatlara (prépositon, präpotionen, Hurufil'l Cer,...) göre cümlelerin  anlamları değişmektedir. Bu dillere ilişkin onlarca sözlük vardır.  Maalesef  bu güne kadar Türkçede böyle bir çalışma yapılmamıştır.

Fiillerden derlenmiş bu sözlük Türkçe öğrenenlere kolaylık sağlamak amacı gütmektedir. Durum ekleri, adı fiile bağlayan ögelerdir. Yabancılar en çok durum eklerini kullanmada zorluk çekmektedir. Kitapta, fiillerle ilişkiye giren sözcüklerin hangi durum ekleri aldığı örnek cümlelerle gösterilmiştir.

 

Keşmekeş Şiir

Ali Ertekin

KalemKitap

 

Binlerce yıllık bir sanat… Sadece söz ustalarının cesaret edebileceği girdaplı bir ruh haletinin dışa vurumu… Ne vakti, ne zamanı ne de mekânı vardır şiirin. Sen istediğin zaman değil, şiir istediği zaman şiir olur ve kendi mecrasını, kendi bulur.

Benim için şiir, madde âleminin ötesinde bir mana arayışıydı. Bir vasıta, bir vesile olan beşeri aşk ve güzellik kavramları da şiir için bir araçtı belki de. Saklananın ötesindekini görmek, kapalı kapıları açmakta bir anahtar, amaca giden yolda bir araçtı; gizemli bahçelere bakan küçük bir pencere ve o pencereden görünenleri anlatmanın yegâne yolu idi.

Benim için şiir, duyguların en güzeli de olsa düşüncelerin en karmaşığı da olsa ifade şekline bürünmüş hâli olan sesin, kelimenin ve melodinin en güzelini bulabilmek amacıyla göğün yedi kat üstüne çıkabileceğim ve yerin yedi kat altına inebileceğim bir mefkûrenin adıydı.

 

 

Öğrenme Sürecine İlişkin Kuramsal Açıklamalar

Prof. Dr. Hayrettin AKYILDIZ

KalemKitap

2. Baskı

Sığınmalar - Şiir

Halil ÖZTÜRK

KalemKitap

 

Korkakça sığınmalarım vardı,

Ruhumun derinliklerinde bir yerde;

Ve kaşımı çatarak haşince,

Kapısını kapatmışlığım.

 

Zoraki adımlarla yürüyüp,

Yalancı benliğimle yaşamışım.

Dostlarıma uzattığım el,

Benim değilmiş, kimin ki?

 

Sahte gülümseyişimde silmişim,

Nefes almanın gerçekliğini;

Ve görmemişim yüreğindeki,

Kilit açmaz zenginliği.

"INCOMERS / GELENLER..."

29. Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Kongresi (e-kitap)

KalemKitap

 

ANKARA ÜNİVERSİTESİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ

ÇAĞDAŞ DRAMA DERNEĞİ

29. Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Kongresi

25-28 Ekim 2018 Ankara/TÜRKİYE

Editörler/

Serkan Keleşoğlu, Zeki Özen, İhsan Metinnam,

Nevzat Samet Baykal, Ahmet Kaysılı, Seher Yalçın